Hadi Plan Yapıyoruz!

Plan... Plan... Plan!
Düzen... Düzen... Düzen!

Her yerde duyuyoruz bu lafları ama ne bu plan? Plan yapmazsak olmazmış, plan yapmazsak mümkünatı yokmuş, düzenli ve planlı çalışma ile dağlar devrilir; barajlar taşarmış, program hazırlamak önemliymiş...
Sonra? Sonrası yok. :)

Evet, plan önemlidir, ama doğru yapıldığında ve doğru kullanıldığında. Doğru bir plan yapmak ve o planı doğru kullanabilmek için evvela planın amacını bilmemiz gerekiyor. Yoksa o yapılan planlar kendini mazinin derin kuyularında buluyor, planı yapan da o kuyuyu "Uyamadıımm, planım bozulduu!" diye ağlayarak göz yaşıyla dolduruyor.

Şimdi... İlk bilmemiz gereken şu: Plan %100 uymak için yapılmaz. Çünkü hayat tamamen planlanabilen bir şey değildir. En basitinden en uç örneğine kadar, hayatımız binlerce plan bozucularla doludur ve bu pekala normaldir. O yüzden, kusura bakmayın dakikası dakikasına plan program çizelgesi bekleyenler: Öyle bir dünya yok. Yapılır tabii ki, yazılır okul ders planı gibi alt alta dersler konular. Ama 4. saatte olmadı 5. saatte ya telefon çalacak, ya anneniz yemeğe çağıracak, ya da siz bunalacaksınız ve o plan yapıldığıyla kalacak.

İkinci bilmemiz gereken de şu: Plan kişiye özeldir. Hele ki burada bahsi geçen bir ders planıysa iyice kişiye özeldir. Çünkü herkes aynı dersi çalışmıyor. Çünkü aynı konuyu anlayan iki kişi aynı sürede öğrenmiyor. Aynı sürede öğrenen iki kişi aynı yerde yaşamıyor. Aynı yerde, aynı anda aynı dersi çalışıp aynı anda anlayan iki kişinin karnı aynı anda acıkmıyor! :) 
Bu sefer de "11. Sınıflar için Yaz Çalışma Planı" isteyenleri hayalkırıklığına uğratıyorum sanırım. 

Ne dedik? Plan %100 uyulamayan ve tamamen kişiye özel bir şeydir. E uyamıyorsak niye plaaan plaaan diye ölüyoruz, ne işe yarıyor bu nane? 

Plan, size öncelikle ne yapmanızı sonralıkla da nasıl yapmanızı hatırlatacak* bir haritadır. Yandex haritası gibi ya da Google haritası gibi düşünün. Olduğunuz bir nokta vardır, varmak istediğiniz bir nokta vardır. İşaretlersiniz ve size birkaç yol sunar, siz de seçersiniz hangisinden gitmek istediğinizi. Size ortalama bir süre verir. Plan da tam olarak budur. 
(* Plan size sadece hatırlatır, yaptırtmaz. Yaptığınızı kontrol etmez. Onlar hep sizde. Plan öylece durur orada.)
Google haritası sizi elinizden tutup gideceğiniz yere götürmez. Bazen de Google'ın bize önerdiği yolu kaçırırız ya da kendimiz bilerek saparız başka yöne... Ne olur?! Google asıl hedef için size bulunduğunuz yerden yeni plan çizer. Ne kadar saparsanız sapın "Ööeff beee! Uymuyorsun sen benim planıma, yok sana tarif marif! Kendin git alla alla!" demez. Plana uyulamayan zamanlar olduğunu bilir ve ona göre programlanmış kibar bir programdır kendisi.

Hedef belirlemeyi konuşmuştuk zaten önceki yazılarda (daha da konuşuruz) şimdiyse sıra yolu çizmeye geldi.

Plan dediğimiz aslında tek bir şey değildir. Birkaç sistemin iç içe geçmiş halidir. Suya atılan taşın yaptığı dalgalar gibi (Fizik çalışanları göreyim :) ) iç içe küçükten büyüğe halkalar halindedir. 

Mevzu ders çalışmaksa, bu sizin genel hayat planınızın küçük halkalarından biridir ve ama ders çalışmak lafının da kendi küçük alt halkaları vardır. 

Bütün bunları söyledikten sonra başlıyoruz plan yapma çalışmalarına! Üst kısım çok uzundu okumadım, ben direkt plana geçiyorum diyen varsa bir daha düşünsün!
 
Kaçıncı sınıf, hangi bölüm ve dahi ilerleyen hayatınızda hangi meslekte olursanız olun plan aşağı yukarı aynı yöntemlerle yapılır. İlla yazılı olmak zorunda değildir ve ama yazılı olması olayı daha somut ve hatırlanması kolay kılacağından tercih sebebidir.

Halkalardan bahsettik az evvel. Önce büyük halkayı belirledik: gitmek istediğiniz bölüm, almanız gereken puan. Sonra kendimiz şu an neredeyiz ona bakmamız lazım. Sıfırdan başlarken de bu böyle, belli bir noktadayken de bu böyle. Olayımız YGS-LYS olduğu için bunu en kolay karma tarama testi ve/ya deneme çözerek anlayabiliriz. 

Not düşmek istiyorum: Bu deneme ya da testler sonucu yapabildiklerinizi ve yapamadıklarınızı göreceksiniz. Yapabildiğiniz soruların konularına çalışmayacaksınız gibi bir durum söz konusu değil. Sadece çalışma süreniz kısalacak demektir. 

Bulunduğumuz konumu ve gideceğimiz yeri belirledik. Şimdi oraya ne kadar sürede varmamız gerektiğine bakıyoruz. Bugünden itibaren 12'lerin 20 küsür günü, 11'lerin ve mezuna kalacakların YGS'ye 10, LYS'ye 13 ayı var. 
Karşımızda da bu süre içinde çalışmamız gereken konular var. Konuları uygun bulduğunuz şekilde bu aylara dağıtın. Ama bunu yazmayın, çünkü muhtemelen o hesap tutmayacak. :) İlla kötü manada almayın, belki de düşündüğünüzden kısa sürede bitecek konular. 

Bir alt halkaya geçiyoruz. Aylık konu dağılımlarını yaptık. Başlayacağımız ilk ayın planına iniyoruz şimdi. 
Bu sefer konuları haftalara bölüyoruz, yani dörde bölüyoruz. 

İşte iş burada civcivleniyor. İşin içine hayatın gerçekleri giriyor. Bundan sonra yazacaklarım tamamen şahsi düşünce ve tavsiyelerim olup, size uygun değilse kendi kafanızdan ya da başka hocaların tavsiyelerinden başka yöntemler deneyebilirsiniz. Dediğim gibi, hiçbir planın %100 garantisi yoktur. 

Genelde aylık/haftalık planlar yapılmaya başlanırken önce derslerden başlanır hatta sadece dersler yazılır. Ben buna karşıyım. Çünkü ne zaman direkt dersten başlansa o program kişinin insani ihtiyaçları dolayısıyla bozuluyor.
 
Önce bir hafta boyunca ders harici mutlaka yapmanız gereken şeyleri aşağı yukarı belirlediğiniz (gerçekçi) süreleriyle yazın. Bu listede yemek, uyku, okula gitme, egzersiz, keyfi harcadığınız süre, kişisel bakıma ayırdığınız süre, evin dışında harcadığınız süre vb şeyler olmalı. Her gün olanları işaretleyin, toplam sürelerini 24 saatten çıkarın. Kalan süre sizin ders için harcayacağınız süredir. Gözünüze çok az göründüyse "az yaparsam ya da yapmazsam ölmem" kısmından süreler alıp derse ekleyin. Sakın o feragat ettiğiniz süre uykudan gitmesin, uyku önemli. (Bkz.: bir önceki yazı)

Şimdi keyfi harcadığınız sürede neler yapmak istediğinizi de yazın bir yere açık açık. Aklınıza ne geliyorsa... Evet, telefonla ilgilendiğiniz süre de dahil. Ben nerden bileyim deme, yaz sen kendine uygun bulduğun süreyi. 

Ve sıra geldi derse... 
Saat saat hangi dersi ve konuyu çalışacağını yazıp sonra da ağlayan çok gördüm. Gerek yok. Bir de ders çalışmayı tek bir olay olarak ele alanı gördüm. Ona da gerek yok. Sizin sadece bu hafta bitirmeniz gerektiğini düşündüğünüz konularınız var. Bir de boş saatleriniz. Canın o sırada hiiiç matematik bakmak istemiyor olabilir. Saat 16:00'a matematik yazdın diye öğürerek matematik çalışıp dersten soğuyacağına sözel bakıp o vakti değerlendirebilirsin. O da senin günlük ufak halkan. 

Burada aç parantez yapmak istiyorum:

Ders çalışıyorum, çalışacağım diyorsunuz. İyi, güzel, hoş. Ama nasıl? Dersin de evreleri var. 
Konu çalışmak (alt halkaları var), soru çözmek (türleri var), tekrar yapmak (farklı yöntemleri var), deneme çözmek (bu düz.) 

Eğer illa ki net bir plan istiyorsanız asıl bunları gününüze serpiştirmelisiniz. Hem konu çalışmayı hem soru çözmeyi tek başlık altına toplayınca işler birbirine giriyor. Dersin evrelerini aşağıdaki resimlerde de görebilirsiniz, sözel sayısal nasıl çalışılmalı yazılarımdan da bakabilirsiniz daha detaylı isterseniz.
 
 
 

Kapa parantez...

Gerisi size kalıyor. Ne kadarını yapabiliyorsanız yapmanıza kalıyor. Birbirine uymayan süreler oluyorsa, çok geride kalıyorsanız plandan; planı kendiniz yaptığınız için istediğiniz zaman baştan düzenleyebilirsiniz. 

### Kendinize bir ajanda alıp bir gün önceden ertesi gün neler yapacağınızı yazabilirsiniz. Saat dk yazmanıza gerek yok. (eğer ki bu bir randevu değilse) Tamamladığınız görevlerin yanına çek atmak, üstünü karalamak eğlenceli ve motive edici bir hadisedir. O günden kalanları ertesi güne aktarırsınız. Yalnız bu çok sık oluyorsa ya kendinize gerçekçi olmayan ağırlıkta hedef koyuyorsunuz demektir ya da ders çalışma vaktinizi çalan Zaman Hırsızları vardır. Zaman Hırsızlarını sonraki yazıma saklıyorum.

### Kendinize bir puan sistemi oluşturabilirsiniz. İnternette Nini Puan olayı çok yaygın. Kendiniz de uydurabilirsiniz. Her konu çalışma saati, her soru sayısı, her tekrar, her görev için kendinize belli bir puan verin. Keyfi aktivitelerinize de puanlar verin ve kazandığınız puanlarla keyfi aktivite satın alın. 
Örn: - 1 saat konu çalışma 100 puan
- Her Matematik sorusu 3, Türkçe sorusu 3, Sosyal 2, Fen 2 puan (bölümünüze göre ayarlayın)
- 1 film 320 puan... Yani 1 saat konu, 30 matematik 30 türkçe, 10 sosyal 10 fen çözdünüz mü 1 film izlemeyi hak ediyorsunuz. Böylece kendiniz için bir şey yaparken vicdanınız da rahat olur. Hak etmiş olmanın verdiği gururla keyfinizi yaparsınız.

E ama hocam 1. dedi ki o hayvan gibi çalışmış, sosyal hayatı hiç olmamış! 
Seray Abla başka bi hoca dedi ki sizin eğlenmeye hakkınız yok bu sene! Tek derdiniz ders olmalı.
Vay ablacım annem ne der!

Ben de diyorum ki; siz robot değilsiniz. İnsansınız. Bir doğanız ve bu doğanın gerekleri var. Ben size yayın oturun ya da eve hiç girmeyin vur patlasın çal oynasın demiyorum. Ama hiç durmadan ders çalışmanın sonu ya sınava yaklaştıkça dersten soğuma ve bir daha ders çalışamama oluyor; ya yorgunluktan beyin bilgi almayacak hale geliyor; ya d vitamini b12 düşüyor-bel ağrıyor-baş ağrıyor vırt zırt... İlla ki bir yerden patlak veriyor. Hayatı uçlarda yaşamak hep bir yerde patlıyor. Dengeyi kurmak önemli olan. O dengeyi kurmak için de senin bir beynin bir de vicdanın var. Hepiniz bu dengeyi kuracak ve yaşayacak akla sahipsiniz, onu çok iyi biliyorum. Size güveniyorum. 

Yorumlar