Ne Oldu, Neden Oldu ve Yeni Sistem Görüşleri


Üniversite giriş sisteminde değişiklik yapılacağını geçen senelerden biliyorduk, hatta geçen sene Yekta Saraç 2019 diye tarih vermişti, üzerinde çalışıyoruz demişti. Orada sıkıntı yok. YGS-LYS her ne kadar bu ülkenin en uzun süre kullandığı sistemlerden biri de olsa artık yorgun bir sistemdi. Üniversitenin beklentisini karşılamadığı gibi, 2017’deki tercih yapmayanlar, puan karmaşaları vs. epey tetikleyici olaylardı. Arapsaçına dönmüştü biraz yani. Ki aslında suç sınav sisteminde değildi. Çok fazla lise türü var ve son zamanlarda çok değişti. Meslek liselerinin ek puanları bir konup bir kalkınca sıkıntı oldu. Aslında, sınav sonuç belgesinde ufak bir düzenleme ile de bu sorun kalkardı gibime geliyor. 

 Sonra bu TEOG kaldırılması durumu ortaya çıktı. Ki şahsen geçen sene TEOG’a inanmadığımı, lüzumsuz bir sınav ve kaygı sebebi olduğunu, fen/anadolu lisesine gireceğim diye daha 13-14 yaşında kaygı sahibi olan sizlerin aradan 2 sene geçince “Temel Liseye mi geçem?” deyip geçtiğini ve o kaygının resmen boş yere yerleştiğini; o sebepten TEOG ile ilgilenmediğimi yazmıştım. Eski takipçilerim hatırlar. Sorun yine lise türlerindeki aşırılık ve Temel Lise kavramının ortaya çıkması. İnsanoğlu faydacıdır. Direkt sınava hazırlayan okul varken neden uğraşsın ders geçmekle, öğrenmekle. Ki bu sorunu oluşturan da benim kanımca lise ile üniversitenin arasında bir türlü kırılamayan bağdır. Neyse...

 Sonra çok alakasız bir şey oldu. Bir gazeteci, ABD gezisindeki Cumhurbaşkanına olmadık bir anda “E TEOG tamam, üniversite sistemi ne olacak?” diye sordu. Cumhurbaşkanı da (soruyu izlerseniz anlarsınız) resmen geçiştirmek adına ona da sıra geleceğini söyledi.

 Bu cevap, maalesef ki bir sinyal olarak algılandı. Bu sefer “Üniversite sistemi ne olacak?” baskısı oluştu YÖK üstünde. Burada medyaya kızmadan edemiyorum. Geçen sene bir kitapevinin ortağı “2018’de sistem değişecek bak gör.” demişse de ona inanmak istememiştim. Bu işler bir garip. Ki o adamın bile bu denli hızlı değişeceğini düşündüğünü sanmıyorum.

 YÖK alelacele bu sistemi sunuverdi. (Burada bizim sabırsızlığımız da etkili oldu.) Sunmak durumunda kaldı. Bastırdık çünkü. Öğrenciyi memnun etmeye çalıştılar. Başta da İHL öğrencilerini. Geçen sene bu da çok mesele olmuştu, İHL’de başarı oranı YGS-LYS sisteminde düşük çıkıyordu. (E kardeş, İHL’nin eskiden düz lise olduğunu düşünürsek bunu düzeltmek için sınav sistemi yerine eğitim sisteminde revizyona gidilemez miydi? Matematik öğretmek, fen öğretmek ve bunun öğretiliş biçimleri üstüne gidilemez miydi?) Sunulan sistemle hızla bu öğrenciyi rahatlatmak göz önüne alınmış gibi görünüyor. Fakat rahatlatarak bu öğrencilere iyilik yapıldı mı? Acele işin yahnisi diyebiliriz buna bence. 

Ben bu sistemin asıl istenen sistem olduğuna nedense inanmıyorum. Çoklu YGS’den, açık uçlu soru artırmadan bahsedilirken bir anda böyle bir sistem gelmesi, eski sistemler üstüne getirilen eleştirilerden sonra ortaya YGS-LYS çıkmışken geri dönüş yaşanması... İlginç. Ama dedim ya ben eğitimci değilim. Belki benim gözümden kaçan, ama eğitimcilerin farkında olduğu şeyler vardır.

 Ve sonuç olarak elimizde bu sistem var. Ve bir günah keçisi arıyorsak ben o keçinin, olmadık anda “Üniversite sistemi ne olacak?!” diye soran gazeteci olduğunu düşünüyorum. O bu soruyu sormasa 2019’da elimizde tam olarak üstünde her açıdan düşünülmüş bir sistem olacaktı belki de. İyi sistem demek basit sistem demek değildir çünkü. Bu işin bir sürü ayağı var. MEB müfredatı var, öğretmenler var, bu sistemle gelecek öğrencinin üniversitede işleyeceği müfredat var, bu işin kendi içinde bir ekonomisi var, bu ülkenin geleceğinde çalışacak insanlar var, iş hayatı var, sektörler var... Sistem cidden basit. Hiç olmadığı kadar basit. Öğrenci için de basit. Ve fakat, basit demek iyi demek değil, doğru demek değil, beklentiyi karşılar demek ne yazık ki değil. Öğrenci de bunun farkına varıyor. Çakal okullar fen liselerinden tarih hocalarını, felsefe hocalarını çıkarmaya başlamış. Öğrencinin elinde deneme yok, soru yok, içerik yok... Açıklama geliyor, ama bir türlü içe sinen bir açıklama gelmiyor. Gelen açıklamalar sonrasında akıllarda soru işareti kalmaması gerekirken daha da çok soru işareti çıkıyor.

Ve vallahi merak ediyorum: 40 soruda Fizik-Kimya-Biyolojideki 9-10-11-12 müfredatı nasıl sorulacak? İleride bir müfredat düzenlemesi gelirse, belki oturur da, bu sene 12 olanların müfredatına bakıldığında... Cidden zor görünüyor tam bir sınama yapılması. 

Acele işe her zaman olduğu gibi yine şeytanın karıştığı görüşündeyim. YÖK’ün de MEB’in de ÖSYM’nin de bu açıklanan sistemden hoşnut olduğunu sanmıyorum. Öğrencinin memnun olmadığını ise bizzat biliyorum.
Bakalım neler olacak...

Yorumlar