Ne Zaman Vazgeçilir?


Günümüzde MOTİVASYON denen sektör öyle bir hal aldı ki, kendimiz istesek de istemesek de önümüze "DURMA, ASLA VAZGEÇME, SONUNA KADAR DENE, HEP UĞRAŞ!" mesajlı videolar, yazılar ve reklamlar çıkıyor. E bunlar çıkınca biz de vazgeçmeyi düşünürken birden "Ya acaba ben vazgeçmeyi düşünmekle yanlış bir iş mi yapıyorum?" diye düşünüyoruz.
Oysa bazen de vazgeçilir ya! Hayat her şeyi de yapmak için değil ki... Üstelik vazgeçmek demek aslında başka bir şeyi tercih etmek demek değil midir? Bu filmi izlemekten vazgeçtim çünkü başka bir filmi izlemeyi tercih ettim gibi. Zaten kısıtlı bir kaynağınız varsa (ki o kısıtlı kaynak genelde ZAMANdır.) illa ki bir şeyi başka şeye tercih etmek anlamına gelir. (Mikroekonomi dersi alanlar bunu "Fırsat Maliyeti" olarak görürler.)

Peki, vazgeçmek ne zaman mantıklıdır? Vazgeçmek ile pes etmek aynı şey midir? Özellikle de üniversite bölümü seçiminde ya da ders konusunda? Bunu ikiye ayıralım işimiz kolaylaşsın. İlk kısım henüz üniversiteye yerleşmemiş kişiler için, ikinci kısım halihazırda bir üniversitede okuyanlar için. Ona göre yazıyı atlayabilirsiniz.


I) ÜNİVERSİTEYE HAZIRLANIYORUM, HEDEFİMİ DEĞİŞTİRME EŞİĞİ NEDİR?!


"Vazgeçmenin tek geçerli sebebi artık istememektir." yazmıştım bundan yıllar önce. Aslında hala öyle, ama bu istememe olayını biraz açmak istiyorum.

Bundan iki sene önce bir öğrencim, sınava 3 ay kala şöyle dedi: "Abla ben alan değiştirsem n'olur?" Kendisi MF'deydi ve Hemşirelik için sınava hazırlanıyordu. Ne istediğini sorduğumda TM'den hazırlanmak istediğini söylemişti. Onun alan değiştirmesini destekledim. Başka bir öğrencimse eşit ağırlıktan hazırlanırken daha senenin başında sözele yani TS'ye geçmeyi düşündüğünü söylediğinde bunun saçma olacağını söyledim. Peki neden birine destek olurken birini durdurdum? Sebepleri yüzünden!! Sebep çok önemli!

Ders çalışırken zorlanıyorsunuz ve birçoğunuz için bu hayatınızda şimdiye dek yaşadığınız en büyük zorluk. Zorlanmaya alışık olmadığınız için de otomatik bir tepki olarak "Kaçmak" bir çözümmüş gibi geliyor. En çok Matematikten ve Fizikten kaçmaya çalışan öğrenci görüyorum. Burada kaçmaktan kastım cidden böyle arkasına bakmadan oradan uzaklaşma isteği şeklinde oluyor. Sınanmak istememe, yani bir konuda hesap vermek istememe durumu da diyebiliriz. Bir dersten kaçmak istediğiniz için hedef değiştirilmez canlar. Üzgünüm. Zaten kaçmak istediğiniz şey matematikse bundan kaçış yok. Hangi alana geçerseniz geçin, iyi bir üniversitede okumak için belli bir matematik becerisine sahip olmanız gerekiyor. Dilcinin de Sözlecinin de TYT'de matematik yapması lazım ki iyi bir puanı olabilsin. Sadece alan dersleri sizi yukarı sıralara taşımaya yeterli olmuyor. Onu da geçtim, şimdi kaçsanız bunun ALES'i var, KPSS'si var DGS'si var. Hatta ÖSYM'den kaçtınız diyelim, iyi şirketler bile işe alım yaparken başvuranlara sınavlar uyguluyorlar ve onlarda bile matematik gerektiren sorular soruluyor. YANİ MATEMATİKTEN KAÇIŞ YOK. Zaten matematikten kaçmaya gerek de yok. Nedenini "Matematik Nasıl Çalışılır? yazısında bulabilirsiniz.

Hedef değiştirmek için mantıklı sebepler şunlardır:
1) "Ben bu hedefi seçerken kendimi değil, başkalarını (ailemi, çevremi) memnun etmeyi düşünerek seçtim." 
2) "Benim hayallerimde bu meslek böyle değildi, bölümü ve yaptıkları meslekleri derinlemesine araştırdığımda bana uygun olmadığına, öyle bir hayat istemediğime karar verdim."
3) "Bu da güzel ama ben daha çok hoşuma giden bir şey buldum!"
4) "Artık bu bölümde anlatılanları merak etmiyorum. İlgim kaçtı."

Bazı sebepler ise aslında değişmesi gerekenin hedef değil de belki yöntemler olduğunun alarmını verir:
1) Bir dersten 1 ay içinde, çaba harcadığım halde hiçbir ilerleme kaydetmemek. UYARI: Hiçbir ilerleme kaydetmemek demek gerçekten hiç, sıfır ilerleme demek. Yani fazladan bir cümle bile öğrenmiş olsanız bu bir ilerlemedir. Ve dikkatinizi çekerim "İstediğim kadar ilerleyemedim." değil, HİÇ ilerlemedim. Çalışmana rağmen hiç ilerlememişsen bir görüşelim derim. Sana yeterli gelen kadar ilerlemediysen, bu "Sana yeten" tanımında hata olduğunu ve belki de harcadığın çabayı kendi gözünde büyüttüğün anlamına gelebilir. Kendine karşı dürüst olmalısın. Bir ayda 5-6 net artırmayı beklemek ya da bir matematik konusuna sadece 3-4 saat ayırıp her sorusunu yapmayı beklemek çok gerçekçi bir hareketler değildir mesela.

2) Çalışmanın anlamsız gelmeye başlaması. Buna "Yabancılaşma" deniyor. Bazen kendimizi yaptığımız işe öyle kaptırırız ki, o işi neden yaptığımızı unuturuz, robotlaşırız. Ders çalışmak, üniversiteye gitmek kendin için yaptığın şeylerdir. Elbet sonuçlardan başkaları da kendine pay çıkarabilir ama aslolan sensindir. Sen olmadan, senin isteğin olmadan o sonuçların hiçbir manası yoktur. Özellikle modern "Akılcı" hayatın getirdiği bu sistematik sınavlar, her şeyin sayılara ve ölçülere indirgenmesi bizi kendimize ve amaçlarımıza yabancılaştırır. Bu durumda bırakmak değil de biraz dinlenmek, nefes almak, hatırlamak daha mantıklı bir çözüm.

3) Ne kadar çabalarsan çabala asla olmayacakmış düşüncesi. Bu da yabancılaşmanın bir alt dalı olan "Güçsüzlük" belirtisidir. Güçsüzlük, kişinin kendi hayatı üzerinde kontrolünün olmadığı hissidir aslında. Bir şeyi sırf toplum ondan yapmasını beklediği için yapmaya çalışır. Ayrıca topluma o kadar kulak asmaktadır ki ona göre değerli olan sadece toplumun "Değerli" dediğinden ibaret olmaya başlamıştır. Kendisinin hiç söz hakkı olmadığını düşünür, bu da yılgınlığa yol açar. Kendini güçsüz ve yetersiz görür. Kuzu, senin söz hakkın var. Çabalayınca da gerçekten oluyor. Sen yetersiz de değilsin, eksik de değilsin. Kimse senden daha iyi de değil bu konularda. Evet geriden başlamış olabilirsin, bilmediğin şeyler olabilir. Bilmemek bir yetersizlik değildir! Çünkü bilmediğin şeyi öğrenebilirsin, yani kontrol sendedir. Çevrende sana yapamayacağını söyleyen ya da hissettirenler varsa onlardan uzak durmaya ya da dinlememeye başlamalısın. Senden gerçekleri gizliyorlar çünkü muhtemelen onların da kendilerine özgü güvensizlikleri ve korkuları var. Unutma: Senin doğrun senin doğrundur, başkasının doğrusu senin doğrun olmak zorunda DEĞİLDİR! Hele de bu kişi işin uzmanı değilse sadece kendi işkembesinden sallıyor bile olabilir. Çok biliyormuş gibi konuşuyor, yargılıyor olabilir. "Sal beni" de, salmıyorsa kendin salın git. Çekilmez yemin ederim.

II) ÜNİVERSİTEDE OKUYORUM. BÖLÜMÜ DEĞİŞTİRME EŞİĞİ NEDİR?


Özellikle vizelerde çırpınan ve muhtemelen zorlanan bünyenin aklına ilk düşen şey değişimdir. Değişim istemenin sebebini iyi analiz etmek önemlidir. Şu sorulara kendi kendine cevap ver derim:
  1. Bölüme isteyerek mi yerleştin?
  2. Başka bir bölümde olsan aynı okulda olmak ister miydin?
  3. Başka bir okulda aynı bölümü okumak ister miydin? 
  4. Seni çok zorlayan ders sayısı kaç?
  5. (Eğer 4'ten azsa) O dersler olmasa bölümden memnun musun?
  6. (Eğer 4+ ise) Cidden çalıştın mı?
  7. Derslere gittiğinde anlatılanlar (hocanın anlatımından bağımsız olarak) ilgini çekiyor mu?

Şimdi cevaplarına göre durumu ele alalım:

1) Bu soruya cevabın evetse sonraki sorulara bakmalıyız. Cevabın Hayır ise... Yatay geçiş ya da baştan hazırlanma düşüncesi için bir puan ekleyebiliriz kendimize.

2 ve 3) Bu soruların amacı problemin bölümde mi yoksa okulda mı olduğunu fark etmek. Çünkü bazen okulun olanaksızlıkları, okuldaki öğrenci profilinin kişiye uygunsuzluğu öğrenciyi bölümünden de soğutabiliyor. Daha detaylı bilgi için "Kendini Üniversitene Ait Hissetmek" yazısını okumanı öneririm.

4 ve 5) Burada seni zorlayan ders sayısı 4'ten azsa, belki de sorun bölümde değil de derslerdedir? Hocalarda ya da henüz bölüme alışamamış, üniversiteli olmanın temposuna ayak uyduramamaktadır? Genel olarak ilgin devam etse de bir-iki dersin seni zorlaması gayet normaldir. Bu senin o bölüme uygun olmadığın anlamına gelmez ki. Öğrenciliğin yani öğrenmeye çalışan birey olmanın doğasında var zorlanmak. Amaç zaten baş etmeyi, üstesinden gelmeyi öğrenmek.

6) Bu önemli bir soru! Çoğunuz hala lisede ders çalıştığınız kadar üniversitede çalışsanız yetecek zannediyorsunuz. ANAM ORASI ÜNİVERSİTEEE!!!! Sınavdan bir gece evvel okumak, derste not tutmamak, hocayı dinlememek ya da sadece derste dinlediğiyle sınava girince hatırladığıyla sınıf geçilir zanneden çok gördüm. Senin yeterli çaba ya da çok çaba olarak gördüğün şey, üniversite hayatı için yeterlinin altında kalabilir. Eğer sen daha fazlasını yapabilirim diyorsan yapmalısın, yok "Ben bu kadarım, daha fazla yorulmak bana gelmez." diyorsan daha basit bir bölüm ya da belki 4 yıllıktan 2 yıllık bir bölüme geçmek mantıklı çözümler olabilir.
 Bununla birlikte, bazı okuldışı sorunlar yüzünden kendini derse veremeyen hatta okula gelemeyen öğrenciler de var. Sorun çok büyükse (sağlık sorunu, ailevi maddi sorun vb.), dönemin yarısında okula gelmene mani olan bir şeyler varsa okulu bu sorunu yoluna koyana dek dondurmanı önerebilirim. Çünkü daha okulu deneyimleyemedin ki uygun olup olmadığını anlayabilelim.

7) Bazen de hocalar yüzünden dersler yokuşa gidiyor. Genelde üniversite hocaları size TAKMAZlar ya da paralı bile okusanız sizi bırakmak için özel bir çaba harcamazlar. Bunlar şehir efsaneleridir. Ama çok nadir de olsa bazı hocalar ile öğrenciler arasında bir çeşit ego savaşı cereyan edebiliyor. Dersi başkasından alsan sıkıntı kalmayacaksa köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme yöntemi geçerlidir. Çünkü senin hocaya bozulup, kızıp dersi boşlamanın hocanın umrunda bile değil, ama senin hayatın etkileniyor. Haklı olup olmamayı bir kenara bırak ve kendi hayrın için öğrenmeye odaklan. Birden fazla hocada bir yetersizlik seziyorsan okul değiştirmeye yönelmek (Yatay geçiş mesela) çözüm olabilir.

Toparlamak gerekirse: Sorun sende mi, sadece bazı derslerde mi, bazı hocalarda mı, bölümde mi yoksa okulda mı? Bunun ayırdına varmak gerçekten önemli ve soruna sebep olan neyse onu değiştirmek mantıklıdır.
Eğer değişmesi gereken okul ve/ya bölümse seçeneklerin arasında tekrar sınava hazırlanmak, Merkezi Yerleştirme Puanıyla Yatay Geçiş ya da Genel Not Ortalamasıyla Yatay Geçiş var. Tekrar sınava hazırlanmak lazımsa, bu blog ve Instagram sayfamdaki paylaşımlar komple bunlara değiniyor yıl boyunca. Yahut, daha hızlı ve direkt kendine özel çözümler için edafosakademik.org a girip benden Sınava Dair Görüşme alabilirsin. (Reklamı da yaptım oh.)

SONUÇ


Ne üniversiteye hazırlanırken ne de üniversitede okurken bulunduğunuz yerde çakılıp kalmak durumundasınızdır. Bilmeyenler varsa: Bunu dışarıdan biri olarak değil, bizzat bölüm değiştirmiş biri olarak söylüyorum. Keşke cesaret edip, utanıp sıkılmayıp lisede MF'den TM'ye yani kendime uygun olan alana geçseydim. Bunu yapamadım ve sonra Güçsüzlük ve yabancılaşmayı sonuna kadar yaşayıp 2 sene Jeofizik Mühendisliği okumak durumunda kaldım. Bölümü tercihlerime yazmamın tek sebebi (hehrhangi mühendisliği yazmamın ve MF okumamın) annemi babamı memnun etmeye çalışmaktı. Mühendisliğin herhangi dalı ile benim aramda, bir Unicorn ile bir tornavida arasındaki uyumdan bile az uyum olduğuna yemin edebilirim! İYİ Kİ DEĞİŞTİRDİM! Hayatımın en büyük travmasından kurtuldum. Cehennemden serin sulara atlamak gibi bir histi! (Kendini Üniversitene Ait Hissetmek yazısında bu değişimin detaylarını bulabilirsiniz.)

Her zaman VAZGEÇME, karar değiştirme, istememe hakkınız vardır ve bu gayet normaldir. Hatta ileride iş hayatında bile değişimler yaşamanız normaldir. Zaman ve insan aklı sabit durmadığından, fikirlerin değişmesi gayet normal. E bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa o zaman değiştireceksin ki mutlu olabilesin. Bundan korkmaya gerek yok. Bu bir başarısızlık değildir. Fikir değiştirmektir. Pes etmek ile vazgeçmek arasında kocaman bir fark var.
Yok ama sen korktuğundan, zorlandığından istediğin bir şeyi bırakma durumundaysan "Yapma" derim. Sonra pişman olursun. Çünkü aslında istiyorsun! İstediğini elde etmek için biraz cesarete ihtiyacın var. (Seviyosan git konuş bence.) Ayrıca komple hedefi değiştirmek yerine belki içerikte ve uygulamada ufak tefek değişiklikler ile çok daha rahat ilerlemek mümkün.

Olur da bunları benimle özel olarak konuşmak isterseniz, randevularım edafosakademik.org'da sizler için açık. Birlikte halledebiliriz ve aslında bu sizi çıkmaza sokan düşüncelerin ne kadar kolay çözülebilen meseleler olduklarına şaşırabilirsiniz. Genelde şaşırıyorlar çünkü.

"Çatışma olmadan değişim, değişim olmadan ilerleme olmaz."


Yorumlar